Şehiriçi Otodüş Yolculuğu

Otobüse ilk duraktan binmeyi severim. Oturacak yer olur. Otobüs duraktayken şoförün bir acelesi yoktu. Fakat şimdi ayağı otobüsün gaz pedalına sonuna kadar bastığı sırada felç geçirmiş gibi. Otobüs dolu olduğu için şu an oturduğum yerden kendisini göremiyorum. Küçük bir kızı vardır belki. henüz dört ya da beş yaşında. dondurma yemiş gün boyu ve ateşlenmiş hastaneye kaldırmışlar. şoför de telefonda duymuştur. ben oturuyorum göremedim telefonda konuştuğunu. elişi kağıdı keskinliğinde pembe renkli tişörtü sayesinde yanımda bir kız olduğunu fark ettim. şoför niye hızlı gidiyor düşünmedim bile yanımdaki pembe tişörtlü kızın parmağındaki tek taşın ışıltısına baktığım sırada.

Çocukluğumda da ışıltılar peşinde vakit öldürürdüm. bu parlaklığı yaşayabilmek için misafir odasında asılı avizenin taşlarını sökerdim, evde kimse olmadığında. bir gün anneme yakalandım sandalyeden inmek üzereyken. güzel bir dayak atmıştı. ama bir avize taşı benden değerli miydi? hiç işte, alacağı olsun onun da.

Annem aklıma ışıltıdan dolayı gelmedi. otobüsün orta taraflarında annem yaşlarda, annem boylarda, annem gibi giyimli bir kadın hayal ettim. hayal etmeme vesile olan bir şey olmadı aslında. hem insanın annesini hayal etmesi için yüzük taşından avizeyi hatırlaması şart mıdır. annem olsaydı o hayal ettiğim kadın, ona yer verirdim. annem olduğu için verirdim. başka kadın olsa, önümde oturan favorileri kırlaşmaya başlamış genç adamın omzuna dokunup, kulağına fısıldarmışcasına “şu kadını çağırır mısınız?” demezdim. yanlış anlayacak bir tipi var çünkü. genç adam kulağından kulaklığı çıkarır, arkasını döner, sert bir bakışla “neden çağırıyorsun o kadını” diye sorardı. ben de o an heyecanlanıp cevap veremezdim. sanki taciz etmişim bakışları atardı otobüsteki herkes. bu yüzden hayal ettiğim kadını çağırmadım. hala direğe sıkıca tutunuyor. gerçi şoför kızına yetişmek için hızlı gidiyorken arada sert frenler yaptığında hayal ettiğim kadın ileri geri sarsılıyor o zaman da yer vermediğim için üzülüyordum.

Bazen bu merhamet duygusu bana zarar veriyor. bazen değil hatta çoğu zaman. bak yerimden oldum işte. tüm riskleri göze alıp çağırdım kadını. ama aksiliğe bakar mısınız? kadına yer verdiğim anda otobüs trafiğe takıldı. ayakta kaldığıma mı üzüleyim, kadının bu trafikte düşme ihtimali olmadığına mı? neyse ki bunlar sadece hayalimde. ben hala oturuyorum. ön tarafımdaki çocuğun kulaklığından çıkan cızırtıları duyumsuyorum. bir kadın vızıltısını andırıyor. kadınlar da dırdıra başladığında böyle vızıldıyorlar. o an neden konuşmadıklarını merak ediyorum. sanki aralarında anlaşmışlar gibi sadece vızıl vızıl sesler çıkarıyorlar gözlerinin içine baktığımda. bu çocuk da bir kadını dinliyor dememiş miydim? ama çocuk halinden hiç memnun görünmüyor. baksanıza sesini kesti kadının. şimdi de ayağa kalktı. kadına sinirlendiğini kulaklığı avucunun ortasında sıkıp, cebine atışından anladığımı sanmıştım. yanılmışım. ineceği durağa gelmiş. tesadüf bu ya aynı durakta ineceğiz. insanın abisiyle aynı durakta inmesi neden tesadüf olsun ki? Bazen kendime şaşırıyorum.

Otobüs durdu. kapı açılmakta zorlanıyor, inmemi istemez bir halde. sanki şoföre kızını sormamı istiyor. sorsam ne olacak ki? doktor muyum ben?

Leave a reply:

Your email address will not be published.

Site Footer