Cennete Gidesin Boyacı

metronun kalabalığına alışamadım bir türlü. sanki metronun içinde kalsam, her şey üzerime yıkılacakmış gibi. oysaki kapalı alan fobim de yok. sanırım insanların yılgın yürüyüşlerine tepki, hızlıca aralarından yürüyüp, dışarı atmam kendimi. öyle ki; onları düşündüğümde dahi gördüğünüz üzre cümleler, bir bir devriliyorlar.

biraz önce, magmadan yeryüzüne ulaşan lavlar gibi attım kendimi dışarıya. metroya girdiğim sırada havadaki kurşuni bulutlardan anlamalıydım yağmurun geleceğini. ama üzerine düşünmedim bile. bazen dalgın olmak, bana hiç yaramıyor. yağmuru görünce istemsiz solumu döndüm. bilinçaltımda, yağmur taneleri sol tarafıma çarpınca belki biraz olsun serinletir düşüncesi var sanırım.

yine sokuluyor, boyu 1.40’ı geçmeyen velet. artık ahbap olduk sanırım. her akşam, beni durağın arkasında gördüğü anda sandığını bırakıp yanıma koşuyor, bacaklarıma sarılıyor. ayakkabılarımı boyatmayacağımı da biliyor ama geliyor. yine sarıldı, “bugün geç kaldın!” dedi. şaşırdım. saatin farkında bile değilim. “ibne patron tam çıkmadan bir iş verdi, ona sebep geç çıktım ben de” dedim. içinde bulunduğum kıyafetlere aldanıp salon adamı sanmasından: ne zaman argo konuşsam, şapşal bir sırıtış yerleştiriyor yüzüne.

– abi, dedi.
– efendim, dedim.
– yaa… sana söyleyecektim de konuşurken utanırım diye sen gelene kadar bir kağıda yazdım. benden ayrılacaksın ya şimdi, heh o zaman okumaya başla. yanımda okursan utanırım,
dedi.
– pekala, genç adam. sen nasıl istiyorsan,
dedim ve aç olup, olmadığını sorduktan sonra vedalaştım. beni bıraktığı gibi fırladı caddenin arasındaki insan yığınının içine. merak ettim, üzerinde 40 numara, çamurlu bir ayakkabı izi olan katlanmış kağıdı açtım. okumaya başladım:

“ben çennete(cennete) gitmek istiyorum. orda kuşlar, kelebekler, güzel renkli çiçekler miş(mis) gibi kokuyor. orda elma, portakal, muz, kivi, her türlü meyve yemek istiyorum. benim bisikletim olmasını istiyorum. güzel masallar okumak isterim…….
ve boyacılık işini artık hiç yapmak istemiyorum. oturup dinlenmek istiyorum orda güzelcene yatıp uyumak istiyorum kitaplar okumak istiyorum okulumu bitirirsem doktor olmak istiyorum.
hastaları iyi yapmak istiyorum.
dışarda kar yarıyor(yağıyor) üçüyorum(üşüyorum)”

mektubun sonuna geldiğimde gözümdeki buğudan kelimeleri zor seçer oldum. yağmurun yağıyor olmasına ilk defa bu kadar sevindim. caddeye baktım, ahmet yoktu. boya sandığı da. korktum. “ya yarında da olmazsa” diye düşündüm “ya yarın cennete giderse, elma yemek için” dedim. tedirgin oldum. rüzgâr bile bu kadar ürpertmemişti.

dipnot:
mektup gerçek, öykü tamamıyla kurgudur.

kaynak: Düşler ve Sokak

Yanıt bırak:

E-posta adresin yayınlanmayacak.

Site Footer